Akköyde zaman

Akköy Didim

Akköy Didim yöresindeki en eski köylerden olma özelliği taşıyor. Söke Yolu üzerinde ve Didime 17 kilometre mesafede içinden bütün toplu taşım araçlarının geçtiği bir köyümüz. Yıllardır bu yolun köy dışından verileceği ve Akköyün kuş uçmaz kervan geçmez bir yer olacağı söylentisi hakim.
Köy içinden geçen Didime giden karayolu oldukça hareketli olduğundan sürücüler pür dikkat yola odaklanırlar ve Akköy bu yüzden sadece içinden gelinip geçilen bir köy olarak tanınır. Yol kesme taşlarla kaplı olduğundan trafiği köy içinde yavaşlatan doğal bir yavaşlatma özelliğine sahiptir.
Akköy pazarı Perşembe günleri kuruluyor ve öğlene kadar biten küçük bir pazar. Akköylüler kendi ürettikleri ürünlerini bu pazarda satmanın yanısıra Didim yolunda Kocabahçe mevkiinde yaz aylarında toplu olarak açtıkları Akköy Köy Pazarında her gün satış yapmaktalar. iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştığı Akköyde eskiden su yok yerler kıraç diyen çiftçiler artezyen kuyuları sayesinde suya kavuşmuş ve sulu tarım yapmanın nimetlerinden faydalanmaya başlamışlardır.

Oysa Akköy Didime giderken içinden gelinip geçilen bir köyden çok daha fazlasıdır. Bu anayola paralel sokakta bunu belgeler nitelikte Osmanlı – Rum mimarisinin eserleri taş evler mevcuttur.
kısa Akköy tarihi
Akköy ismi Türkçe”den gelmektedir. Köydeki evlerin duvarları Kutsal Yol üzerinde bulunan Yeşilkavak mevkiindeki taş ocağından işlenip at arabalarıyla getirilen beyaz taşlardan yapıldığı için Akköy denilmiştir.
1922 yılından önce bu köyde dört bin kadar Rum yaşıyordu. Bunlar, 1770 yılında 26. Padisah III.Mustafa ve Sadrazam Ivazzade Halil Paşa veya 9. Sadrazam Silahtar Mehmet Paşa zamanında bu bölgede, deprem, sıtma, kolera gibi doğal afetler sonucu gitgide azalan bölge nüfusunu takviye etmek ve bölge topraklarını işlenir hale getirmek için Yunanistan”ın Peloponisu ve Girit yörelerinden getirilen insanlardı.
Bu insanlar geldikleri Akköy”de çiftçilik ve bilhassa tütün işlerinden anlayan insanlardı. Aşağı yukarı geldiklerinden elli altmış yıl sonra 1821’de Yunanistan”ın egemenliğine kavuşması ile bu insanların bir çoğu tekrar Yunanistan’a belki de geldikleri Peloponisu ve Girit’e geri döndüler.
Akköy’den ayrılmayanlar ise 150 yıl bu köyde yaşayıp çoğaldılar ve nihayet 5 Eylül 1922 günü gün batımına doğru bir kısmı Didim denizinde bekleyen Yunan gemileri ile bir kısmı da Samsun Dağları yollarında Sisam Adasına ve diğer yakın Yunan adalarına kaçmak suretiyle Türkiye”yi terk etmişler.
Akköy”de 1870 yılında Yunanistan”dan getirilerek yerleştirilen Yunanlılar 1870 yılında Milet harabelerindeki kazı çalışmaları için gelen Alman arkeologların yardımı ile bir ilkokul ve öncesinde Ayiyos Georgiya adını verdikleri bir kilise inşa etmişler.
Yunanca”dan tercüme edilen “Mikrasiana Pragmatie”, Atina 1988 (Yazar: Eystratiu I.Draku) adlı eserin 41.sayfasında 1884”de Akköy başlığında, Akköy”ün Milet harabelerine yakın önemli bir yer olduğu burada 200 Hiristiyan ailenin ikamet ettiği burada güzel bir okul ile güzel bir kilisenin mevcut olduğu, köyün okulunda 40 öğrenci ve bir öğretmen olduğu, bu öğretmene ayda 200 mecit (bir mecit 20 kuruş idi) ödendiği, kilisenin Akköy”ün güneybatısında bulunduğu ayrıca bu köyün bir mahallesinde Hıristiyanların diğer bölgesinde Müslümanların oturduğu bu Müslümanların Balat Köyü”nden gelip yerleşen 30 zengin ailenin insanları olduğu kaydı bulunmaktadır.
Akköy bölgenin en eski köylerinden birisi olmasının yanısıra halende süren tarımsal faaliyetler nedeni ile de ekonomik ve zirai anlamda önem taşımaktadır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Nahiye Müdürlüğü”nün bulunduğu bir zamanlar çevre köylerin öğrencilerinin de geldiği okulun ve jandarma karakolunun yer aldığı Akköy, bugün itibarı azalan bir nüfusa sahiptir.

Geçim

Gerek Didim’e gerek ise Milet harabelerine yakın olmasına rağmen tarıma dayalı ekonomisi nedeniyle turistik açıdan gölgede kalmış bulunan Akköy, ülkemizin örnek köylerinden biri olmasının yanında doğal güzellikleri, avcılığa müsait koyları, henüz keşfedilmemiş irili ufaklı değerleri ile bölge yaşamını da halen eski yıllarda olduğu gibi sürdüren şirin bir köydür.

Didim Akköy Vimeo.

Milet Antik kentine yada Sökeye giderken içinden geçenler yola konsantre olduklarından bir an önce köyün içinden anayola trafiğe çıkmak isterler. Bunun en büyük sebebi yolun dar ve araç içindeki yolduları hoplatan kesme taş kaplı olması…
Söke”ye yada Milet”e değil de aracınızı park edip Akköye bir çay içmeye durursanız, Park Kahvesi yada köy meydanındaki kahvelerden birinde veya gözleme ve köy kahvaltısı verilen köy içindeki mekanlarda sizleri yollara taşan lezzetler karşılar…

Didim-Akköy paylaşan: ErkinTime
Akköylüler tütün ekimine gelen kotadan sonra zeytine yöneldiler ve devletin topraksız çiftçiyi tarla sahibi yapmasına yönelik olarak belirli şartları taşıyan topraksız çiftçiye çok hesaplı ve vadeli ödeme kaydıyla daha önceden ecrimisil ödedikleri toprakları tapulandırdı.
Zeytine projeli olarak Akköy ve komşu köy Akyeniköyde dağıtılan tarlalarına yoğun şekilde dikim yapan köylüler mahsül almaya başladılar. Hatta daha erken dikim yapan Akyeniköylülerin pek çoğu diktikleri Gemlik Cinsi sofralık tane zeytinlerden hatırı sayılır bir gelir elde etmektedirler.
Akköyün çevresinde 100 yıl kadar önce üzüm bağları varmış. gerek sofralık gerek şaraplık cinsteki bu bağlar tütün ekildiğiş yıllarda köylülere taze meyvelerini verir, kargıdan örme keletir dedikleri küfeler dolusu toplanıp Mavişehir, Altınkum gibi sahil yerlerine gelen yazlıkçılara götürüp satarlarmış.
Eşeklerle tarlalarından yükledikleri meyveleri minibüse yükleyip öğlene kadar bitirip dönerlermiş. böylelikle kazandıkları cep harçlığıyla acil ihtiyaçlarını giderip; tütün tesliminde Tekel’den alacakları para ödenene kadar kimseye muhtaç olmadan idare ederlermiş.

Orak Armudu

O zamanın çok satan ve her yerde biten bir başka meyvesi de Orak armudu dedikleri erkenci fazla büyük olmayan bir armut cinsi.. pazarda satılmayanını güneşte dilimleyip kurutup kışları hoşaf, komposto yaptıkları bol şekerli bu armuttan başka çok geç olgunlaşan ve daha iri Taş Armudu da meşhurdur.
Son yıllarda orak armudu, ne bağ ne de bunları tarladan yükleyip yola çıkaracak eşek kaldı dersek yalan değil. Diğer taraftan bunun farkına varan bir kaç çiftçimiz ısrarla yabani ahlat ağaçlarına armut aşılamaktalar.

Lop incir

Herkesin tarlasının bahçesinin vazgeçilmezi incir… yada burdaki adıyla Yemiş…
Akköyde sulu tarım yaygın olduğundan incirler de içi cam gibi kırmızı ve dışı sapsarı LOP dedikleri iri bir cinstir ve dibinden bal akar… Akköylüler inciri kurutmazlar. çiy yağdığından aşırı nemde kurutmaya hava müsade etmez. Bu yüzden taze tüketilen cinsler yoğundur.
Son yıllarda Akköylü çiftçiler çilek tarımına yöneldiler. Akköyün önde gelen çiftçileri bizim topraklarda olmaz diyenlere inat çilek yetiştirdiler ve başarılı da oldular.

Belgesel film Milet’li Tales paylaşan: ErkinTime

dilerseniz Akköy ziyaretinizde Sanat Galerimiz Cafe Olive‘e uğrayın sizinle Akköy Sokaklarında 20 dakika birlikte yürüyelim.

Cafe Olive Sanat Galerisi Akköy’de yaz-kış açık.

0 256 875 54 20
0 536 265 93 22

Akköy nerede ?

Akköyden Akyeniköye giderken yokuşun sonunda yada Söke Kavşağından Didime Dönünce Akyeniköyden sonra yokuşun başında Köy Kahvaltısı veren mekanlar var.

Ayşe Teyzenmin Akköydeki yeri
Ayşe Teyzenin köy kahvaltısı